Oct 28 2008

iPhone’da sms iletim raporu almak

Published by yigit under iPhone

iPhone kullanıcıları bilirler, sms ayarlarında iletim raporu gönder diye bir seçenek yok.

Yaklaşık 2 aydır kullandığım telefonumda hiç önemsemediğim bu özür, bugün canımı sıkınca ufak bir googling le sms iletim raporu almanın yolunu buldum.

Basitçe mesajınızın başına *N# ekleyip bir boşluk yazdıktan sonra mesajınızı yazıyorsunuz. Mesaj iletildiğinde turkcell size iletildiğine dair bir sms atıyor. Evet hiç kullanışlı bir durum değil ancak gerekli zamanlarda hayat kurtarıcı olabilir.

2.2 de iletim raporu seçeneiğinin ekleneceğini belirtmişler, bekleyip görelim… Alet bütün özelliklerinin yanında ek iş olarak telefonluk da yaptığı için bu tür abzürtlüklerle karşılaşmak çok olası oluyor…

No responses yet

Aug 28 2008

flex ile flash’ı karşılaştıran güzel bir sunum

Mulakat için gelecek bir eleman için internette flash mülakat soruları araştırırken çok güzel bir sunuma rastladım.

Sunum ne zaman flex nezaman flash kullanmak gerektiğini özetliyor. Ayrıca kısa bir flash player- adobe air karşılaştırması da mevcut.

Sunumun flash ile flexi ayırt etmekte zorlanan insanlar için faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü çoğumuz iyi bildiğimiz aracı amacı dışında kullanıyoruz…

sunum:

No responses yet

Aug 26 2008

El dagitilmadan all in!

Published by yigit under poker

yakinda ceviricem insallah :)

No responses yet

Aug 20 2008

google’ın çöküşü

Published by yigit under ordan burdan, programlama

Bugün openfirela ilgili çalışırken google’da birşeyler aramaya çalıştım ve bakın google ne yaptı.

Aranan kelime:

openfire AuthCheckFilter

Google’ın cevabı:

Couldn’t match
/search?q=openfire+AuthCheckFilter&ie=utf-8&oe=utf-8&aq=t&rls=com.ubuntu:en-US:unofficial&client=firefox-a

Array
(
)

google’ın hata vermesi alışılmış birşey değil, bunu görmek güzeldi.
1-2 dakika sonra sorun düzeldi, ancak ekran görüntüm mevcut! :)


google Error

No responses yet

Jun 07 2008

Olasılıksız üzerine birkaç söz

Published by yigit under kitap

Kitabı okumamışlar için bilgi:

İstatistikçi kahramanimiz, aynı zamanda bir kumarbazdır. Bir gün masada nöbet geçirirken dünyaları kaybedince, hayatı moka sarar, hikaye başlar.

….

yazdım yazdım sildim, özetlemek pek mümkün değil, en iyisi okuyun, aşağısı için geken bilgi ise:

Yoğun düşünceyle, anlık tüm fiziksel etmenler harmanlanırsa, geleceği kestirmek mümkün olabilir. Kesin değil elbet, yazı tura atarken yazı gelme olasılığını, (hile yapmadan) yaptığınız hesaplarla (klimanın rüzgari, yer çekimi, nefes alıp vermeler, dünyanın dönme hızı vs) %99 lara çıkarabildiğinizi düşünün…

Ve kahramanımız Laplace’ın şeytanı

En çok satanlar listesine girmiş, herkesin satın aldığı, okuduğu, konuştuğu şeylere karşı genelde hep antipatim vardır. Bir çok insanda olduğu gibi…

Ancak Adam Fawer‘ın “Olasılıksız”ını okuduktan sonra, gerçekten güzel şeylerin d bu listelere girebileceğini farketmiş oldum (ancak bu diğer kitabı “empati”yi alırken kendimi bir kötü hissetmeme engel olmadı)

Aslında kitabı en çok satan yapan özelliğinin sürükleyici hikayesi olduğu aşikar. Çok sevdiğim İhsan Oktay Anar kitaplarını bile yatakta okurken uykuya yenik düşerken, olasılıksız beni uykusuz gecelere sürükledi, zorla bıraktım kitabı…

Sayısal disiplinde eğitim alan kiminle görüştüysem kitabı çok sevmiş, sözelcilerse matematik hesaplarıyla dolu kısımlara tepkili (sanırım bize en güzel gelen kısım :) )

Ancak bana bu yazıyı yazdıran şey ne kitabın sürükleyiciliği ne de dünyayı sayısal modellemesi. 2.5 yıl önce J. Richard Gott‘un “Einstein Evreninde Zaman Yolculuğu” isimli kitabını okuduğumda (sağolsun beynimi patlatmıştı) “ne ışık hızından daha hızlı olabilir, yani zamanda yolculuk imkansız mı?” sorusunu çok sordum, ama aklıma kayda değer bir cevap gelmemişti. Ancak Adam Fawer bu soruya cok güzel bir yanıt bulmuş. Düşünce … Aslında bunun bilimsel yanıtı henüz yok sanırım, ancak çok mantıklı görünüyor, belki ışık hızını geçemese de, beynin paralel düşünebilen kapasitesi aynı verimi sağlayabilir, yeterince konsantrasyon ve veriyle de bu başarılabilir.

Holey ne güzel geleceği bilelim lay lay lom” demiyorum, ancak düşünün, paralel evrenler, zamanda yolculuk ve daha bir çok şey, belki bunları biraz daha anlamlandırırsak dünyaya bakışımız çok değişebilir. Aslında herşeyin paralel bir evrende farklı bir şekilde yaşanıyor olması, bu verinin sonsuz büyüklüğü… Küçükken TV’de Hugo’nun tren macerası gibi, hep yollar seçiliyor, sonra bunlar birleşiyor… İşte seçilen yolları atlayıp birleşimleri görebilsek, buna göre davranabilsek. Ya da sadece ben bunu yapabilsem :)

Sadece konsantrasyon & konsantrasyon & konsantrasyon…

Ne dersiniz, belkide geleceği bilen tanrı, nasıl bilineceğini içimize kodlamıştır? Bir dk! Hem paralel evren diyorum hem geleceği bilmekten bahsediyorum,bunlar çakışmadı mı? Bence çakışmadı, olay hangi paralel evrende olduğumuzu farketmekte ve mümkün olursa, istediğimize geçmekte….

Belki tanrı dünyayı özyinelemeli (recursive) tanımlamıştır, biz nasıl yapıldığını keşfedince görevimiz yeni birtane yaratmaktır….

Adam sana sonsuz teşekkürler, determinizme olan saygımı geri getirdiğin için… Bakalım empati neler getirecek….

2 responses so far

May 29 2008

Ubuntu 8.04′te Acer Kablosuz Ag Kurulumu

Published by yigit under linux, ubuntu

Linux’ta kablosuz ağ bağlantısı yapmak herzaman sorun olmuştur.  Hele hele bundan 2*3 sene once, windows sürücüsünü linuxta çalıır hale filan getirmeye çalışıyorduk.

Neyseki artı bu işler daha kolay, bundan 1 sene kadar önce Pardus kullanırken, acerhk  indirerek rahatlıkla kablosuzu kullanabilmiştim.

Ubuntu 8.04′te de kurulum çok kolay.

buradakidosyayı indirip

/lib/firmware/

dizinine açın. Bilgisayarı yeniden başlatınca wireless hazır!

Terminalde:

sudo modprobe acer_acpi
sudo echo 1 > /sys/devices/platform/acer_acpi/wireless

yazdığınızda wlan ışığınız yanacaktır. Sonra sağ üst köşedeki ağ yöneticisinden istediğiniz ağı seçip bağlanabilirsiniz.

Bilgisayarı her başlattığınızda

sudo echo 1 > /sys/devices/platform/acer_acpi/wireless

yazmanız gerekmekte. Ancak

chmod 777  /sys/devices/platform/acer_acpi/wireles

yaparak sudo gereksinimini iptal edebilirsinz, tabi beraberinde bunu bir sh script yapıp açılışa koymakta da fayda var…

No responses yet

Apr 08 2008

Bu adamlar süper!

Published by yigit under ordan burdan

Bu siteden bahsetmeden geçmek mümkün değil, adamlar inanılmaz eğlenceli&yetenekli, her gün takip eder oldum…
yaptıkları tek şey fotomontaj, ama o kadar iyi yapıyorlar ki, dakikalarca kahkaha atıyorsunuz.
İşte favorilerimden 1-2 seçme:


Mutlaka bir göz atın derim:
http://www.bobiler.org/

No responses yet

Apr 02 2008

Flex Builder Türkçe Karakter Sorunu

Published by yigit under programlama, flex

FlexBuilder’ı windows yüklü bir makinaya kurduysanız ve yerel ayarlarınız da türkçe ise, Flex programınızı derlerken

Could not resolve <mx:Script> to a component implementation

şeklinde bir hata alabilirsiniz. Bu durumda, Flex kurulumunuzun ana klasöründe bulunan FlexBuilder.ini dosyasını düzenlemeniz gerekmektedir.(öntanımlı: C:\Program Files\Adobe\Flex Builder 3)

Dosyanın sonuna aşağıdaki satırları ekleyin, kayıt edin ve Flex Builder’ı yeniden başlatın. Sorunun düzelmiş olacaktır. (umarım :) )

-Duser.language=en
-Duser.location=us

One response so far

Apr 02 2008

airpress ile ilk ileti

Published by yigit under Adobe AIR, programlama, flex

Bu iletiyi airpress kullanarak yazıyorum. Geçenlerde Adobe AIR ile neler yapabilirim diye düşünürken blog kontrol eden bir program yazma fikri gelmişti aklıma, vakit bulduğumda başlamayı da düsünüyordum ki ODTÜ Bilgisayar Topluluğu seminer dizisinde vereceğim “Masaüstünde çalışan web uygulamalı ” adlı semieri hazırlarken airpress ile karşılaştım, ve şuan deniyorum :) .
Görsel arayüz tasarımı gerçekten çok başarılı, sanırım bu iletiyi gönderdiği zaman da işini bitirmiş olacak. :)
İletiye kolaylıkla resim vs. eklenebiliyor, tabi kategori ekleyememek gibi temel bir eksiği de var:) , ama olsun daha çok yeni mutlaka eklenecektir.
airpress i buradan indirebilirsiniz.

ne yazıkki türkçe karakter eklediğim zaman bozuluyor, gerekli başvuruyu yaptım, umarım düzeltirler…

No responses yet

Mar 20 2008

Bilgiye ulaşabilimek mi, akılda tutabilmek mi?

Published by yigit under tepki

Bilgi çağında yaşıyoruz, yarışma programlarında daha çok bilenler kazanıyor. Savaş tarihlerini bilmek, amerika’nın 6. başkanını 3. genel sekreterinin ismini bilmek kıymetli sayılıyor. Ama kimse google’ı bu yarışamlara almıyor. neden?

o bir bilgisayar.

Ozaman biz neyi ölçüyoruz? Bilgisayarlara ne kadar yakınız:)

facia…

Bence bu bilgi çağına geçişte tamamlayamadığımız bir evrim basamağıdır. Hiç bir şey bilmeyelim, her şeye google’dan bakalım demiyorum, ancak önemli olan bilgiye ulaşabiliirlik. bırakın kayıtları bilgisayarlar tutsun biz de onları ezberlemek yerine, yorumlama (yani bilgisayarın yapamadığı) kısmına yönlenelim?

ha eğer bir gün yorumlarlarsa ne mi yapıcaz? sanırım ozaman robotların dünyayı istilasını konu alan bilim kurgu filmleri gerçek olacak. ama merak etmeyin, bir bilgisayarın turing testini geçmesine bence daha çok var…

merak edenler kralın yeni usu -1 bilgisayar ve zeka‘yı okuyabilirler…,

No responses yet

« Prev - Next »